4 Ağustos 2016 Perşembe

same again

Sefere yeni çıkmıştı.
Yüreği göç eden bir kuş gibi
Heyecanlı
Ve buruktu.

Sevmedi.
Bu düzen ona göre
Yeni
Ve tek düzeydi.



18 Aralık 2014 Perşembe

the love in recycle bin

yayınlanmayı unutulanlardan:


tüketmekti tek kaygımız.
sonrası malum.

sahi ya konuşmuştuk seninle bu konuları.
sıkmıştık birbirimizi epey.
sen gerek yok, "bugüne bakalım" demiştin, bense "yarın daha önemli".
tesadüftü
karşılaşmamız,
kavuşmamız,
ayrılmamız.





Escape

Duraksadı, başladığı anı düşündü. Sonra, içtiği o öfkeli kahveyi.

Haksız olduğunu biliyordu.

18 Şubat 2013 Pazartesi

Çak(tır)ma Sophie.

Söyleyemediklerin onun mutsuzluğu.
Sus Sophie.
Konuşma, yap.
Devam et, hayalinin peşinden git.
Haya/l.
Hay/al.

Keyfin kaderin izinde yürütememek;
Emeklediğim günler,
Kapitalizmin beni emzirmesi gibi.

Kolay unutabildiğin,
Her yaz yeniden aldığın,
Yüzerken kaybettiğin,
Sonra yine aldığın
Halhal.
Hal Hal.

Bir kere ya
Eninde sonunda o
Seni bulacak
Hep inandın ve bekledin
Bulacak
Olacak
Cek cak

Sophie,
Neredesin?


Çocuk.


Sadece sessizce durup öylece izlemek istedim bir meleğin ellerindeki kalbimi.

24 Aralık 2012 Pazartesi

Sanrı

Kurşun geçirmez yeleklerimizle çıkmıştık yola,
Ne de olsa hiç bir gerçek canımızı acıtmayacaktı.


***

Kör bir bıçak ne kadar keskinse,
Sözleri de o kadar kırıcıydı.
Daha fazlasını istese de,
Bilenmeyi akıl edemedi.

***








20 Kasım 2012 Salı

sophie's choice

ne de olsa
bir toz bulutuydu dünya
gözlüklerimin de
toz pembe olması kaçınılmazdı

25 Eylül 2012 Salı

simple is (not) the best

Altının değerli olduğunun anlaşıldığı gün orada olmak isterdim.
Bir şeye değer nasıl biçilir?
Değer yargılarımızdaki ölçütler nedir?

Bir insanın yüzünde tebessüm yaratmak, bence o kadar da kolay değil. Kolay gibi gördüğümüz için bu kadar mutsuz insan var.

Çünkü her biri dışarıyı gözlüyor, her biri sarhoş, her birinin kafası dumanlı, her biri aşık, her biri yalnız, her biri ağlıyor, her biri düşünüyor, her biri terk ediyor, her biri öpüyor, her biri dokunamıyor, her biri sadece yaşıyor.

Çember daralıyor, daraldıkça kravat sıkıyor, nefes alamıyoruz. Neden gömlek giydik, üstünde neden kravat var; çünkü aslında bunu istiyoruz. Bunu yaşamak için doğuyoruz, buna ağlamak için yapıyoruz, acımızla var oluyoruz.

Anamızın en büyük acısını her defa kendimize tekrar tekrar hatırlatıyoruz.


 ***Sonra kızanlar oluyor, kullandığım fotoğraf deviantart'tan xojh-d5fymaa'nın running adlı çalışması.

9 Ağustos 2012 Perşembe

LÖSEV Gönüllüsü Olmak Bir Ayrıcalıktır...

Büyük LÖSEV Ailesi, lösemili&kanserli çocuk ve ailelerin bu zorlu mücadelede yalnız olmadıklarını göstermek için sevgi ve azimle çalışan bir vakıftır.
LÖSEV kurulduğu 1998 yılından bugüne dek faaliyetlerini duyarlı kişi ve kuruluşların destekleri ve binlerce GÖNÜLLÜSÜ’nün katkılarıyla gerçekleştirmiş; Türk halkının konu hakkında daha bilinçli ve duyarlı olmasıyla beraber tedavide %91'lere çıkardığı başarısını %100’e çıkartmayı hedeflemiştir.


LÖSEV'e gönlünü veren gönüllüler LÖSEV’in her etkinliğinde aktif rol almakta, vakıf çalışmalarına aktif katılım göstererek çocukları hayata bağlamaktadırlar.

Yüreğinde paylaşım ve sevgiye yer olan herkesi Lösev gönüllüsü olmaya davet ediyoruz.

Lösev gönüllüsü olabilmek için aşağıdaki formu doldurmanız yeterli: http://bit.ly/losevgonullusu
Lösev’i Facebook’ta takip etmek için: www.facebook.com/losev0660
Lösev’i Twitter’da da @losev1998 hesabından takip edebilir, #LosevHayatVerir hashtag’i ile  paylaşımlarınızla destekleyebilirsiniz.

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

4 Temmuz 2012 Çarşamba

küçük şeyler

*
Çok bağlaç kullanıyormuşum. İnsanın yazma kabiliyeti yoksa anlatabilmek için çok bağlaç kullanırmış. Belki de karşıdaki daha iyi anlasın diye çok bağlaç kullanıyorum-dur. Belki de zaten zor olan hayatı daha anlaşılır kılıyorum-dur. Ya da sadece zırvalıyorum-dur.
*
Severim aslında bozuklukları. Yaptım yerine yaptıydım derim. Ağzım alışmış. Alışmışım sadece.
 *
Yola çıktığımda önyargılarımdan sıyrılmıştım. Hepsi tek tek önüme serilince yutuyorum hepsini şimdi soğuk bir suyla. Hap gibi, zor olmuyor. Boğazımda tıkanırsa kötü sadece, üst üste bir kaç bardak su içmek gerekiyor.
 *
"Hata yapmadan bilemiyor insan"
"Yaşamadan bilemezdim"
"Sakın bana ben haklıydım deme"
*
Tek kelime tek cümle ya bazen. Hatta sonu üç noktayla biten.
*

21 Haziran 2012 Perşembe

seninle başım dertte

Geleneksel en iyi sivrisinek ısırık yerleri fotoğraf yarışması kuralları:

1. Yaratıcı olun, eklem yerleri anında diskalifiye edilecektir.
2. En başarılı 3. sivrisineğe bir insan bedeninde bacak bölgesinde 10 adet ısırık hakkı verilecektir.
3. En başarılı 2. sivrisineğe bir insan bedeninde kol bölgesinde 15 adet ısırık hakkı verilecektir.
4. En başarılı 1. sivrisineğe iki insan bedeninde ayak tabanı bölgesinde 5 adet, kol ve bacak bölgesinde 20 adet ısırık hakkı verilecektir.
5. Katılımcılar en geç eylül ayında ısırık fotoğraflarını göndermelidir.
6. Geçen yılın en başarılı sivrisinek ısırığı ayak baş parmağı - alt kıvrılma noktasıdır, lütfen benzer ısırık yerlerini göndermeyiniz diskalifiye edilecektir.
7. Bu yıl yüz bölgesi ve ayak tabanı popüler alanlar olarak seçilmiştir, göndereceğiniz 5 adet ısırık fotoğraftından en az bir tanesinin bu bölgelerde olmasına dikkat ediniz.
8. Eğer mümkün ise, ısırık hikayenizi de fotoğraflarınız ile birlikte gönderiniz, ısırık hikayelerini bilmek sizi bir adım daha birinciliğe yakınlaştırabilir. "Gece uyurken sinsice yaklaştım" "ofiste gün boyu vızıltımı dinlettikten sonra tam mesaisi bittiğinde ısırdım" gibi klişe hikayelerinizi lütfen başka yarışmaya ayırınız.
9. Gen yıl yarışmaya katılanlar aynı ısırık fotoğrafları ile katılamayacaklardır.
10. Başvurular evinize en yakın bataklıklardan yapılabilir.


Başarılar.

10 Haziran 2012 Pazar

go through

238.
Hiçbirzaman çiçek açmayacağı belli olan bir bitki gibi...*

*Olabildiğim, yalnızca, birkaç tümceydi.
Yalnızca birkaç tümce olabildim.
Birkaç tümceydi yalnızca, olabildiklerim.

Oruç Aruoba/Tümceler/sayfa 86

17 Mayıs 2012 Perşembe

Dikkat emek var!

Kim uyur?
Umursayan mı yoksa tam tersi mi?
Kalbi attığı için sadece yaşadığını sanan insan
Yalnız olduğuna bu kadar şaşmamalı.

"ben bunu haketmedim"
Ne kadar da acıklı bir roman.
"emeğimin karşılığı bu mu"
Üstüme iyilik sağlık.

Onlar sadece tuz dolu su taneleri, yastığında rimel izi bırakan cinsten.

Önünü görememek ne feci bir şey!
 Merak hepimize adım attırıyor.
Merak etmeyince hemen başka kapı.
Bu otel kaç odalı?

 Uyuyor - uykusu kaçtı.

 Karar ver sophie.
Yorgunluktan sızacak mısın, Yoksa gece gündüz dolanacak mısın?

8 Mayıs 2012 Salı

Hakkaniyet

Bir şey olmasa bile yaratabilirim şu anda demişti o.
Sinmişti içine,
Yoktan var edebilir miydi gerçekten?

Tanrının yerine geçebilir miydi,
Tüm bu inançsızlık içinde?

27 Şubat 2012 Pazartesi

Kurşun

Zamanı değil belki ama
Biriktirdiğim biletleri göstermek istiyorum sana.
Hepsi tek gidiş.
Dönüşleri meçhul yerlerden alınmış,
Saklamaya değer bile değil.

Biliyorum,
Çok beklettim seni.
Sen cesaretlisin belki ama
Korkaklık da böyle,
Sadece hep gidiş.

Yamalı bir bohçadan çıktı işte bütün hepsi,
Bak belki
Artık cezbetmez seni.

26 Eylül 2011 Pazartesi

s.o.s.


hüzün bahçelerinden topladığın her bir elmas,
karardı şimdi değer biçemiyorlar.
zamanmış meğer
zora koşan senmişsin.

"nasılsın"
veda.

"iyidir, ya sen"
boş bir seda.

için yine dışarı kaçtı rutin.


***

kedim depresyonda. büyük bir özlem çekiyor ve malesef özlemini durdurabilecek durumda değilim. onu bir tülü mutlu edemiyorum. 7 yaşında anneanne olmuş bir kedi nasıl mutlu edilir, depresyondan çıkarılır?

28 Ağustos 2011 Pazar

abc

ne kadar çabuk unutulur
ve silinir kara tahtalar
üzerinde hala tebeşirin
kokusu, tadı damağında
yine sahte ateşlenmelerin
sadece bir el hareketi ile
yok olan harfler ile
öğrendim okuma yazmayı işte

6 Ağustos 2011 Cumartesi

düz

en derin
ergin ve erk
yaratılış,
sana sahip
iken kör ve sağır
okurken ve dinlerken
çok uzaktan
sadece seyre dalıyor.
ürküyor ve küfrediyor.
tüm bedeni seni arzularken
dinen lambalarını yakıyor
dur diyen çıkmaz sokak.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

such a klişe.

Bugün değişik bir yol denedim ben. Her zaman gittiğim yerden geçmedim; farklı olsun bu gün. Kendi içimde düzeni ezip geçmek istedim, değişiklik istedim. Fark ettim; çünkü o yanımda yoktu artık. Yoktu ya, ben daha farklı var olmalıydım. Var oluşumu kendime kanıtlamalıydım.
(...)
Akan damlalar karnımın altından süzülüyor tahrik edercesine. Tek tek hissediyorum çırılçıplak küvetin içinde tepemden akan her bir su damlasını. Düşündükçe kafamı kurcalayan şeyler daha da yankılanıyor zihnimde. “Sen beni yok ediyorsun!”. Çığlıklar dört duvar arasında sığlaşıyor. Su daha da hızlı akıyor. Aktıkça taş gibi hissediyorum, su ağırlaşıyor, bedenim ufaldıkça ufalıyor. Yok oluyorum sanki. Onu yok ettiğim düşüncesi beni küçültüyor, sanki su deliğinden akıp gidecekmişim gibi.

---

Sorarlar insana “Hayatındaki en büyük acı nedir?”. Acıyı yaşamak insanı olgunlaştırır. Doğum anındaki acı ebeveyn yapar seni.

28 Temmuz 2011 Perşembe

sahi.

evet,
terzi kendi söküğünü dikemiyor.
oldukça ironik ama.
işim insan,
anlaşamadığım bir insan.
ya da anlaşmış olduğumu sandığım.
veya anlaştığım.
bilemiyorum.

kelimeler her ne kadar uçuşsa da,
yazı kalıyor sadece.
zaten yazdıklarını da sildiğinde geriye bir tek sen kalıyorsun.

bu kafalar karışık ağabey,
en yakın yerde inmek bile istemiyoruz biz.
aslında biz buradan hiç çıkmak istemiyoruz.
mümkünse bu sürüncemede kalalım hep.

olay,
olayın altında yatan gerçek sebep.

harcandım
harcandın
harcandık

biten ojeye aseton dökme zamanı mı şimdi?