16 Haziran 2010 Çarşamba

istek-dilek-temenni

Bazen çok takıntılı olduğumu düşünüyorum.

Panik ataklarımdan artık kurtulmak istiyorum.

Gece uyumaya çalışırken aklıma bir şeylerin gelip beni bir daha ağlatmasını istemiyorum.

Gece birde uyanıp karanlıktan korkup, gözümü duvara sabitleyip güneşin doğmasını beklemek de istemiyorum bir daha.

Yürürken kendimle konuşmayı bırakmayı diliyorum.

Sabır konusunda daha tutarlı olmak istiyorum. Ya çok sabırlı, ya da çok sabırsız olmak istemiyorum. Dozunda sabıra sahip olmak temennisindeyim.

Düşündüklerimin, aklımdan her geçenin bir daha olmasını istemiyorum.

15 Haziran 2010 Salı

uzaklık seni yakınlaştırabilir de.


Burada yani Çorum, Osmancık'ta hayat oldukça stresten uzak. Hiç bir yere geç kalma ihtimaliniz yok. Gürültü gibi bir derdiniz hiç yok. Belki sıkılabilirsiniz ama Kızılırmak'ın kenarında oturmak bile eğlenceli olabiliyor.

Aslında "naif" olarak bile değerlendirilebilir. İstanbul'dan buraya gelmekse, sanki bir hayali gerçekleştirmek gibi. Ya da bana öyle geldi. Huzur var sanki burada. Evet huzur var çünkü bir oturmuşluk var. Bir adımdan sonraki adımı az çok tahmin edebiliyorsunuz. İstanbul'da ise tam bir kaos her şey. Her an her şey olabilir, olmayabilir de.

13 Haziran 2010 Pazar

Summer Time

Yazdım aslında bir şeyler defterime ama hem vaktim olmuyor hem de çok paylaşmak istemiyorum onları.

Ayın 7'sinden beri Çorum - Osmancık ilçesindeyim. Buraya Sosyal Etki değerlendirmesi araştırması için geldik 4 kişilik bir ekip olarak. Eylül ayına kadar da burada yaşayacağım.

Bu benim için hem bir iş hem de bir sınav.

Ara ara gözlemlerimi, düşündüklerimi yaşadıklarımı buraya da aktarmaya başlayacağım.

Esen kalın :)

8 Haziran 2010 Salı

sandın ki

Ben senden daha üzgünüm.
Hatayı yapan benim çünkü.
Düşünmeden hareket eden de benim.
Sadece isteklerime yönelen de.

İyiyim ben.
Daha da iyi olacağım.
Kırgınım ama.
Çok hem de.
Çünkü susmak artık en büyük erdem değil.


Bu benim tek başıma hissedebileceğim bir şey değildi.

Bir şişe şarap ve bir paket sigara.

Üzgünüm.

Ve asıl ben özür dilerim ama senden değil ondan.
O var olmak isterken ben izin veremedim.
Yapamadım, yapamazdım.
Bilmiyorsun ki bu dünyayı.
Özür dilerim.

2 Haziran 2010 Çarşamba

sanrılar vol.1

yenilenmek
yeni-lenmek
yenmek
ten
tek.


*


deniyorum,
ondaki yerimi değiştirmeyi.
çabalıyorum,
onun da benim gibi dans edebilmesi için.
ama asla dokunmaya teşebbüs edemiyorum,
sayesinde.


*

bir anda her şeyi bırakıp gitmek
olduğu gibi
ve geri döndüğünde bıraktığın yerde her şeyi bulabilmeyi dilemek
saçını kestirip nasıl olsa kökü bende demeye hiç de benzemeyecek.

31 Mayıs 2010 Pazartesi

formspring.me

haydi sor sor! http://formspring.me/PurpleSophie

30 Mayıs 2010 Pazar

Villa Meçhul - Tom Robbins

Malum'da buluşalım, bebeğim,
Malum'da saklayacak şeylerimiz kalmayacak.
Hadi meçhulleşelim, şekerim,
Öldüğümüze inansın dünya bırak. (sayfa22)

Malum'da buluşalım, bebeğim,
Elbet saçlarımız boyanmalıdır.
Malum'da hayatın en güzel yanı
Orada herkesin hiç kimse olmasıdır. (sayfa 30)

Malum'da buluşalım, bebeğim,
Geçmişimizi ardımızda bırakacağız yakında.
Bugün her zaman bir gizem,
Gelecekse hatırlatmadan olmaz.

Bir defa yalnız kaldık mı Malum'da,
Çabucak bütün giysilerimizden sıyrılacağız,
Çıplak kalsak da alakargalar gibi,
Maskelerimizi hiç atmayacağız.
Külkedisi de meçhule karışır,
Baloya gider sözde.
Malum'da her daim gece yarısıdır,
Holün ucundaki kara saatte.
Kaderimizde yazılı gizli kalmak,
Meçhul bizim son umudumuz.
Seninle kuytularda buluşsak,
Yanımda biraz mal ve bir rumuz.

Öyleyse görüşelim Malum'da,
Bilirsin asla kimseye söylemem ben.
Cennetin arka kapısından sızıp
Cehennemi katledelim fark edilmeden.

Meçhul
Meçhul
Her günün sürpriz olduğu yer.
Meçhul
Meçhul
Yalanların en iyilerini hakikatin söylendiği yer. (sayfa 65 - 66)



***ara ara şiirler bezemiş Robbins'ciğim.

21 Mayıs 2010 Cuma

İlgililere duyrulur.

Duyrulur, 2009 yılım hükümsüz. Bıraktım gitti. 2008den 2010'a geçtim ben.

20 Mayıs 2010 Perşembe

Mmm...

Ya okurken yazıları geriye doğru gidin hep olur mu?
Tek bu sayfada kalmayın.
Eski yazılarımı daha çok seviyorum ben.
Daha yüklüler.
Yükleri hafifletince -yeni yük almadım demiyorum- yazılar daha sadeleşiyor belki de.

*********


yeteri kadar eğlendim.

.

hadi siz de eğlenin ne duruyorsunuz?

ama ben sanmıştım ki sizin parti hala devam ediyor.

bitti demek.


umursamıyorum.

yalan söylüyorum.



of tamam çok fena umursuyorum.

sadece beni de davet edersiniz sanmıştım.

yanıldım demek; aslında davetli listesinde vardım.

yine benimle dalga geçiyorsun değil mi?

sen sıkılmadın

ama

ben artık yoruldum.

üzgünüm.

işte.

7 Mayıs 2010 Cuma

uç uç zaman.




http://video.mynet.com/secretbox/Ilhan-Ersahin-fly/369225/

6 Mayıs 2010 Perşembe

something only we know

hangimiz neyi gerçekten yaparken tam olarak biliyoruz da yapıyoruz?
netlik yok ki hiç hayatta.
karar veriyoruz ama
neden
nasıl
kim için?
altıncı his diye tutturup bir de üstüne güvenip uyguluyoruz, işte.
sorgulayan var mı?

bu yüzden mi geri dönemiyoruz üstüne verdiğimiz kararlardan?

yazmıştım buraya, önceki yazılarımda olmalı, yine yazacağım:

"keskin nişancı, "keskin" unvanını aldığından beri bir daha atış yapmadı."



değer verdiğim biri demişti bana "sabretmeyi öğrenmelisin!".


korkuyla yüzleşmek bu olsa gerek.


hep değişecek bir şeyler. aynı kalan sadece içimdeki sen olacak (mı).

çiçekler bile vakti gelince soluyor değil mi?

bir yazı okumuştum. "rağmen" sevebilmek diyordu. "keşke"lerle sevebilmek değil. eğer "rağmen" sevebiliyorsanız ve seviliyorsanız asla bırakmayın.

30 Nisan 2010 Cuma

bidıls

riyakar gerçekler
ile sarılı ruhum
şaşırdı işte
doğru nerede diye.

tuzlu su tadı geldi damağıma
daha fazlasına gerek yok dedi mantığım
yine kurcalama!

düşünmek istemiyordu artık,
duymak istemiyordu,
onun kendi yarattığı "hayal" dünyasını.

benim için bir şey yapma!
sözde benim için yapma,
bunu maddi yapma,
yapma yapma yapma.

kaybolan maneviyet senin de mi unutkanlık alanında baba?

And when the night is cloudy, there is still a light, that shines on me,
shine until tomorrow, let it be.
I wake up to the sound of music, mother Mary comes to me,
speaking words of wisdom, let it be...

27 Nisan 2010 Salı

Sempatik biriymiş gibi davranmaya gerek yok ki.

Bugün evimde oturduğum için çok mutluyum, zira artık evimde oturmak mutlu ediyor beni, özlüyorum yatağımı.

Can't stop feeling!

Affetmek en güzel duygulardan biriymiş bir de. İnsanın içi rahatlıyor, yükünü bırakmış oluyorsun. Bir "oh be" diyiveriyorsun.

unless i can feel so relieved!


Canıım yayında mıyıııııııız hoşgeldiniz canlarımmm {link ya bu, çok özlediğim bir şey var belki siz de özlemişsinizdir}

Ayrıca her canı sıkılana yemek yapmayı tavsiye ederim, inanılmaz bir rahatlama yöntemi. Tüm hıncınızı ince doğramanız gereken maydonozdan çıkartırken, duygusallığınızı boşaltmak için de soğan doğrayıp üstüne yağda bol salça ile kavurmanın verdiği hazla sakinleşebilir ve mutlu olabilirsiniz :)

Annem işe geri döndü bu arada, sabah uyandığımda mis kokulu kahvaltılar akşam eve geldiğimde güzelim yemekler yok artık :( Oldukça hüzünlü alışmıştım çünkü aynı ilkokulda gibi hissetmiştim kendimi. böhühühüüüüüüüüüü

Neyse sulu gözlülüğün alemi yok, ya bir de mutluluk neden diye sormuşlar formspring.me de. Sanki mutlu olabilmem çok zor ve garip bir şeymiş gibi. :D pesimist bir insan değilim ki ben. Ve bir dönem taktığım şeyleri de daha sonra hiç umursamayabiliyorum; karşılıklı tepki süreçlerine göre. Çünkü ben hayatımı yaşıyorum, yaşamayı seviyorum ve olumsuzlukları olumluya çeviremiyorsam; onu sadece olduğu yere bırakıyorum. {linkte şarkı vaaar}

Sonra günümüz insanına geri döndüğümüzde; ne kadar yapmacık, sevimsiz ve ruh çirkinlikleriyle dolu olduklarını keşfetmiş bulunuyorum. Ama yine de dedim ya affetmek güzel, bağışlayabilmek. Kabullenmiyorsun o zaman çünkü :)

i just.. i don't care!

15 Nisan 2010 Perşembe

"Boşver" Demiştim, "Konuşma".

Her daim yeni tecrübeler edinip yeni kararlar alıyoruz. Hiç bitmeyecek gibi sanki kararlaştırılan düşünceler. Özgür müsün diye sormuştu bana. Sadece senin yanındayken demiştim çoook uzun zaman önce. İşte sadece o an gerçekten hür olduğunu fark edersen, tüm yaşanmışlıklar da silinir mi? Zaten önyargılarımız var, zaten isteklerimiz hep gerçeğin bir adım gerisinde; yani bu mudur?

Benim artık kendisi polaroid marka olan ama kendisi o makinadan olmayan polaroidmışcasına baskı yapan bir makinem var. Ne kötü bir anlatım ama! Ama bilen bilir, geçiyorum. Anı artık istediğim an durdurabileceğim yani. Hatta arkadaşlar doğumgünümde hediye ettiler güzel bir defter onu da fotoğraf albümü olarak kullanayım dedim. Bir yılım nasıl geçmiş görebilmek için. Anılarıma sadığım, onları saklamayı, beslemeyi özlemeyi çok seviyorum.

o.O

Küçük ve tatlı aptal kız.

Bulutlar birden dokuza. Tesadüfler eşliğinde her biri; bir hayaline eş.
Genelde fazla içip,
yalan söylememeyi tercih etmek var aklımda.
Hafif meşrep bir havada,
Gözlerimi hafif kısıp,
Kulağına fısıldamak istiyorum bir şeyler.
Muzip kahkahalarımız kulağımızda henüz çınlarken,
Çıkardığım topuk sesleri ortalığı inletmeli.
Sonra gıcık olup,
Çıkartırım bile ben o topukluları.

"bende bu kadarı varsa
...ve bu kadarı bu adama azsa,
zat-ı aline bir gün birisi ''dur'' desin.
o gülüşü,o densiz edasında tatmin göremedim hiç asla.
o gülüşünde,o bakışında...

bak,senin gitme zamanın gelmiş.
ayrılana yolu sorulmaz.
beyaz mendil falan sallamazsam ne olur üzülme.
beni düşünme, aman düşünme.
beni bir daha asla düşünme."

diye söylüyor Denizciğim naif sesiyle, Vega'dan.

^^,

Ben yanlış anlaşılmaların hastasıyım!
Sen elini uzatırsın tokalaşmak için,
Tokat atacaksın sanar, kaçarım.

Huyum kurusun pesimist olmayı çoğu zaman sevdim.

Değer her zaman insanı korkutur,
Ürkütür.
Değer vereceğin insanı pür dikkat seçmelisin.

Ancak, kaderin önüne kim geçebilmiş ki?



----> kısmet !

4 Nisan 2010 Pazar

yük _ sek

Başımda inceden bir ağrı var sağ taraftan gözüme doğru ilişen... Ara sıra uğrar bana bu sızı; yükleri hafifletmem gerektiğini işaret eder. Ben ise bir kaç tane apranax fort ile yatıştırırım onu, henüz zamanı değil erken diye. Yıllardır böyle giden ilişkimiz ne zaman bir volkan patlamasına sebep olacak bilinmez. Bir yangına sebebiyet verecek bu bağ, belli. Topladığım gibi tüm anılarımı, ineceğim kumsala. Sahile dökeceğim tüm ağırlıklarımı. Sere serpe yayılacaklar dalgaların üstüne. Başka kıyıya vuracaklar, kumların altına gömülecekler. Başkaları sebeplenecek gizlice belki de. Ya ilham alacak ya da burun kıvıracak. O gün geldiğinde hafifleyeceğim elbet ama yine yüklenmek için ayrılacağım oradan. Bu bir kısır döngü çünkü. Çünkü yaşamın gayesi de bu belki de; bir tır gibi ordan oraya götürülen malzemeler.

Gözlerim ağrıyor, uykusuzum, yorgunum. Çok gezdim bu hafta sonu. Tam bir festival gibiydi oradan oraya. Şimdi dinlenmem gerek; gelecek hafta sonlarına...