uyandın.
uyudun.
kapalı gözlerin, göremezsin.
göremeyeceksin ya,
ben hep hayallerimin peşinde.
onlar düş.
düş.
düş hepsini.
yok et.
ben sadece
sadece
işte.
olmadı.
sen varsın.
varsın.
var.
yok.
sonsuz bir döngü bu.
kurtulabilir misin?
ne zaman var olacaksın?
yoklar?
yoklar?
olamayacaklar!
yoklar!
yoklar!
boş, bomboş.
tek başınasın.
sen tek başınasın!
tüm yol...
27 Haziran 2011 Pazartesi
12 Haziran 2011 Pazar
bşbknm
Sanmak değil,
Gerçekleştirmek lazım.
"Hayal" dediğimiz her şey gerçekleşti sayın bşbknm.
Biz sadece hayal dedik,
Sen gerçek kıldın,
Olamaz dedik,
Sen yaptın bşbknm.
Her koyun kendi bacağından asılırdı hani dedik,
Sen koca bir sürüyü tek iple bağladın sayın bşbknm.
Şifreli yayını gerçek kıldın sayın bşbknm.
Ülkemde ne mücadelerle var olmuşken,
Artık azınlığım sayın bşbknm.
Her 2 kişiden birisin sen sayın bşbknm.
Haddimi de, yerimi de bilirim ben.
Durmam gerektiği yeri de.
Yetmez ama yettirdin be sayın bşbknm.
Gerçekleştirmek lazım.
"Hayal" dediğimiz her şey gerçekleşti sayın bşbknm.
Biz sadece hayal dedik,
Sen gerçek kıldın,
Olamaz dedik,
Sen yaptın bşbknm.
Her koyun kendi bacağından asılırdı hani dedik,
Sen koca bir sürüyü tek iple bağladın sayın bşbknm.
Şifreli yayını gerçek kıldın sayın bşbknm.
Ülkemde ne mücadelerle var olmuşken,
Artık azınlığım sayın bşbknm.
Her 2 kişiden birisin sen sayın bşbknm.
Haddimi de, yerimi de bilirim ben.
Durmam gerektiği yeri de.
Yetmez ama yettirdin be sayın bşbknm.
29 Mayıs 2011 Pazar
a shit happens
böyle hani kekremsi
bir tat gelir önce ağzına,
sonra için burkulur.
tam ağzını açacakken de
susarsın,
düğümlenir
mide asidi ile yok olur
tüm kelimeler boğazında.
içine atmak da istemezsin
ama kalır o derin bir yerde.
devam edersin de susarsın işte.
unutursun bir müddet sonra.
sonra aklına gelir bir gün.
tebessüm eder,
yine susar,
yine devam edersin hayatına...
bir tat gelir önce ağzına,
sonra için burkulur.
tam ağzını açacakken de
susarsın,
düğümlenir
mide asidi ile yok olur
tüm kelimeler boğazında.
içine atmak da istemezsin
ama kalır o derin bir yerde.
devam edersin de susarsın işte.
unutursun bir müddet sonra.
sonra aklına gelir bir gün.
tebessüm eder,
yine susar,
yine devam edersin hayatına...
15 Mayıs 2011 Pazar
hey ho let's go!
Herkes oradaydı.
Bir sen yoktun be canım!
Bir sen yoktun gözlerini süzerek gelen.
Tenin canıma yapıştı ya,
Bulamadık onu sökecek zımbırtıyı.
O yüzden zaten hep beraberiz,
O yüzden zaten benim(le)sin.
Konuşuyorum da konuşuyorum.
Dinlemiyorsun da dinlemiyorsun.
Olsun, benim(le)sin.
Gurur duyuyorum seninle moruk.
İftihar ediyorum.
Keyf-i hüsran
Sahi p
Ahir ömrümde görmedim
Ziyan edilen böyle zamanı
Bir kere dedin de hep
Bu muydu düş lediğin
kalkıp gitme zamanı şimdi. ama sen hala inat ediyorsun. kalbinle savaşıyorsun. bu sefer neden yapamıyorsun?
Bir sen yoktun be canım!
Bir sen yoktun gözlerini süzerek gelen.
Tenin canıma yapıştı ya,
Bulamadık onu sökecek zımbırtıyı.
O yüzden zaten hep beraberiz,
O yüzden zaten benim(le)sin.
Konuşuyorum da konuşuyorum.
Dinlemiyorsun da dinlemiyorsun.
Olsun, benim(le)sin.
Gurur duyuyorum seninle moruk.
İftihar ediyorum.
Keyf-i hüsran
Sahi p
Ahir ömrümde görmedim
Ziyan edilen böyle zamanı
Bir kere dedin de hep
Bu muydu düş lediğin
kalkıp gitme zamanı şimdi. ama sen hala inat ediyorsun. kalbinle savaşıyorsun. bu sefer neden yapamıyorsun?
29 Nisan 2011 Cuma
mantık
bir ara geliyorlardı,
şimdi gidiyorlar.
ama hep gidiyorlar.
bir oturmak bile yok!
dinlenmek için bir handa durmak bile yok.
---
korkuyorum,
bir gün doğru kararı verebileceğim.
ama o gün ya son günüm olursa?
---
we have a winner! we have a winner!
winner has a talent! winner has a talent!
let's impose, use, destroy him!
şimdi gidiyorlar.
ama hep gidiyorlar.
bir oturmak bile yok!
dinlenmek için bir handa durmak bile yok.
---
korkuyorum,
bir gün doğru kararı verebileceğim.
ama o gün ya son günüm olursa?
---
we have a winner! we have a winner!
winner has a talent! winner has a talent!
let's impose, use, destroy him!
3 Nisan 2011 Pazar
d/üzen
defterin bomboş
sen hep boş bir sayfa aç.
ama hatırlatacaklar sana;
özgürlük kimin için?
hayatın senin (mi).
kapatıp açma işte.
okudun bitti.
yine okuma,
bana maval okuma.
ahlakmış!
o senin ahlakın.
onu zaten sen yarattın!
bu dünya benim (mi).
severek boşandık biz.
severek öldürdük biz.
severek yaraladık.
acı, hep acı.
sen yine haydi bir sayfa daha aç.
aç.
sen hep boş bir sayfa aç.
ama hatırlatacaklar sana;
özgürlük kimin için?
hayatın senin (mi).
kapatıp açma işte.
okudun bitti.
yine okuma,
bana maval okuma.
ahlakmış!
o senin ahlakın.
onu zaten sen yarattın!
bu dünya benim (mi).
severek boşandık biz.
severek öldürdük biz.
severek yaraladık.
acı, hep acı.
sen yine haydi bir sayfa daha aç.
aç.
30 Aralık 2010 Perşembe
Aman incilerim dökülmesin!
Unuttuğu eşyalarla
büyük hesaplaşmalara
katılan
ufak ama "büyük" kadın
zaferin sarhoşşluğuna yenildi.
--
Düşündükçe kurcaladığın tüm bedenler -bir toplama kampındaki gibi- yakılacak! Artık buna izin verme, yaşamalarına - istedikleri hürriyet ile- destek ol!
--
Sen panik içinde çırpınırken
O bütün rahatlığı ile dengeler
her şeyi.
Tüm karamsarlığınla hüzünlenirken
O bulur içindeki en parıldayan
hazineyi.
--
Ruhunun en derin bir yerinde o ufak kız heyecanla ip atlıyor. Hem de tek başına.
--
Sohbet-i Ziyan
Bu dünya -gerçek- değil.
Düşlerin mi asıl dünyan?
İstediklerin neden örtüşmüyor?
Üstüne basa basa neden yine aynı hata?
Özgürlüğün tadı (böyle) çıkmıyor.
Bu olamaz.
Hep eskiye özlem.
Önünü görebilmek neden hep acı?
Yine "bağımlı bağımsız".
Aile- eşini aramak mı gerçeklik?
soyunu devam ettirebilmek mi gerçeklik?
Bu dünya -gerçek- değil.
gidemediğin her yer gibi.
-uğraştın... elde ettin... sıkıldın...-
bu rutindir hayat
-o-
büyük hesaplaşmalara
katılan
ufak ama "büyük" kadın
zaferin sarhoşşluğuna yenildi.
--
Düşündükçe kurcaladığın tüm bedenler -bir toplama kampındaki gibi- yakılacak! Artık buna izin verme, yaşamalarına - istedikleri hürriyet ile- destek ol!
--
Sen panik içinde çırpınırken
O bütün rahatlığı ile dengeler
her şeyi.
Tüm karamsarlığınla hüzünlenirken
O bulur içindeki en parıldayan
hazineyi.
--
Ruhunun en derin bir yerinde o ufak kız heyecanla ip atlıyor. Hem de tek başına.
--
Sohbet-i Ziyan
Bu dünya -gerçek- değil.
Düşlerin mi asıl dünyan?
İstediklerin neden örtüşmüyor?
Üstüne basa basa neden yine aynı hata?
Özgürlüğün tadı (böyle) çıkmıyor.
Bu olamaz.
Hep eskiye özlem.
Önünü görebilmek neden hep acı?
Yine "bağımlı bağımsız".
Aile- eşini aramak mı gerçeklik?
soyunu devam ettirebilmek mi gerçeklik?
Bu dünya -gerçek- değil.
gidemediğin her yer gibi.
-uğraştın... elde ettin... sıkıldın...-
bu rutindir hayat
-o-
1 Kasım 2010 Pazartesi
3.
İnsan, eninde sonunda,
ancak kendi kurdunu besler.
İnsanlar, 'yaşam' dedikleri belirsiz şeyin sonunda duran karanlık çukurdan ve tenlerine şimdiden girer gibi gördükleri kurtlardan niye ürküyorlar ki (tabii, bunları akıllarına getirme yürekliliğini gösterebildikleri ender anlarda) - aslında, bütün yaşadıkları, o sonu 'iple çeken', daha gerçekleşmeden, 'simgesel' olarak gerçek kılan şeyler:
kurtlar onları daha yemeye başlamadan önce başlıyor,
onların kurtlarca yenilmeleri...
İnsanlar, ölümlerinden sonra kendilerini yiyecek
kurtları,yaşamları boyu
kendileri hazırlarlar.
İnsan, kurdunu hak eder.
İnsanı yiyen,
hakkını kendisinin hazırladığı kurttur.
İnsan, "birbirinin kurdu" değil,
kendi kendinin kurdudur - "insan insanın" değil,
insan kendinin kurdu...
(Bu kurt da, tüylü, azman, keskin dişli, hırıltılı "lupus" değil, kaygan, ufak, kemirgen çeneli, sessiz, kıpır kıpır solucandır.)
ARUOBA, Oruç, "de ki işte", metis yayınları, sayfa: 19
ancak kendi kurdunu besler.
İnsanlar, 'yaşam' dedikleri belirsiz şeyin sonunda duran karanlık çukurdan ve tenlerine şimdiden girer gibi gördükleri kurtlardan niye ürküyorlar ki (tabii, bunları akıllarına getirme yürekliliğini gösterebildikleri ender anlarda) - aslında, bütün yaşadıkları, o sonu 'iple çeken', daha gerçekleşmeden, 'simgesel' olarak gerçek kılan şeyler:
kurtlar onları daha yemeye başlamadan önce başlıyor,
onların kurtlarca yenilmeleri...
İnsanlar, ölümlerinden sonra kendilerini yiyecek
kurtları,yaşamları boyu
kendileri hazırlarlar.
İnsan, kurdunu hak eder.
İnsanı yiyen,
hakkını kendisinin hazırladığı kurttur.
İnsan, "birbirinin kurdu" değil,
kendi kendinin kurdudur - "insan insanın" değil,
insan kendinin kurdu...
(Bu kurt da, tüylü, azman, keskin dişli, hırıltılı "lupus" değil, kaygan, ufak, kemirgen çeneli, sessiz, kıpır kıpır solucandır.)
ARUOBA, Oruç, "de ki işte", metis yayınları, sayfa: 19
1 Ekim 2010 Cuma
trajik trafikler
Naifliğin kadar varsın,
Hak etmediğin kadar zararsın.
İnsanların kimliksiz düşünceleri asla yormamalı insanı,
Öldürmeyince güç kattığında sana
Karşındaki sadece yetim kalacaktır.
Bazı şeyler sebepsiz de olabilir,
Her olana bir kılıf uydurma hükmü geçersizdir.
Sadece o karşılıklı anlayışın
-Empati adını verdiğimiz durumun-
Seni kullanmasına izin vermemek gerekli.
Sen ne kadar çabalasan da
O
Eğer senin için emek vermiyorsa / vermediği gibi aksine hareketler de vaktinde göstermiş ve sürekli kendine haklı bahaneleri var ise,
Zaten olan olmuş; kurallar geçersiz kılınmıştır.
Dediğim gibi,
"Keyfi kaderin izinde yürütmek"
Ne kadar zor olsa da,
Buna ulaşabilmek o kadar da güç değil.
Seni sen yapan değerlerden uzaklaştığında
Sadece naifliğin sana yeterli olacaktır.
Sanrılar bazı insanları yiyip bitirebilir
Ve kendilerini de bir şeyler söylemek zorunda hissettirebilir.
Ama ne kimse benim askerim ne de avukatım.
Kendimi savunabilecek durumdayım.
somehowibelivein
whydoialwaysfitin
uncompletedlifes/dreams/wishes.
Hak etmediğin kadar zararsın.
İnsanların kimliksiz düşünceleri asla yormamalı insanı,
Öldürmeyince güç kattığında sana
Karşındaki sadece yetim kalacaktır.
Bazı şeyler sebepsiz de olabilir,
Her olana bir kılıf uydurma hükmü geçersizdir.
Sadece o karşılıklı anlayışın
-Empati adını verdiğimiz durumun-
Seni kullanmasına izin vermemek gerekli.
Sen ne kadar çabalasan da
O
Eğer senin için emek vermiyorsa / vermediği gibi aksine hareketler de vaktinde göstermiş ve sürekli kendine haklı bahaneleri var ise,
Zaten olan olmuş; kurallar geçersiz kılınmıştır.
Dediğim gibi,
"Keyfi kaderin izinde yürütmek"
Ne kadar zor olsa da,
Buna ulaşabilmek o kadar da güç değil.
Seni sen yapan değerlerden uzaklaştığında
Sadece naifliğin sana yeterli olacaktır.
Sanrılar bazı insanları yiyip bitirebilir
Ve kendilerini de bir şeyler söylemek zorunda hissettirebilir.
Ama ne kimse benim askerim ne de avukatım.
Kendimi savunabilecek durumdayım.
somehowibelivein
whydoialwaysfitin
uncompletedlifes/dreams/wishes.
12 Temmuz 2010 Pazartesi
bilumum garip düşünceler
ne kadar çabalarsan çabala işte
başladığın noktaya yine geri dönersin.
tarih gerçekten de tekerrürden ibaret.
Greenpeace'te bir arkadaşımla çalışmıştık bir kaç yıl önce. o ofiste ben de sahadaydım. yine öyle oldu şimdi başka bir şirkette o ofiste ben sahadayım. ve tamamen tesadüf yine. ve daha bunun gibi bir sürü şey. kader eğer gerçekten yazılmışsa içinde başa dönüşler var, yani bence öyle. yoksa da başa sarmaları çok seviyoruz. hayatı tanımlayamamak ne garip. canlı olmak aslında çok saçma tuhaf. bilmiyorum bu aralar bunu çok düşünür oldum. "nasıl bir şey bu oğlum resmen yaşıyor hissediyoruz ne acaip" kafalarına girdim. (oğlum da hiç demem konuşurken yazarken nedense çıktı öyle silmedim de) bir de antropolog olarak bunları söylüyor olmak daha da komik geliyor bana. belki de osmancık'ın bana kattığı bir şeydir bu yaşamı sorgulamak bilemiyorum. şimdi de işte böyle yazasım geldi. zaten farkındasınızdır yazamıyorum burada kafam hep kazan gibi. osmancık'ın dışına çıkamıyorum zihin olarak.
bir de buradaki sivrisinekler vakumla çalışıyor. kan toplanıyor ısırdıkları yerler morarıyor ufak ufak çok acayip. sanki ilk defa kan bulmuşlar gibi bir şevkle ısırıyorlar.
neyse işime geri dönmem gerek.
başladığın noktaya yine geri dönersin.
tarih gerçekten de tekerrürden ibaret.
Greenpeace'te bir arkadaşımla çalışmıştık bir kaç yıl önce. o ofiste ben de sahadaydım. yine öyle oldu şimdi başka bir şirkette o ofiste ben sahadayım. ve tamamen tesadüf yine. ve daha bunun gibi bir sürü şey. kader eğer gerçekten yazılmışsa içinde başa dönüşler var, yani bence öyle. yoksa da başa sarmaları çok seviyoruz. hayatı tanımlayamamak ne garip. canlı olmak aslında çok saçma tuhaf. bilmiyorum bu aralar bunu çok düşünür oldum. "nasıl bir şey bu oğlum resmen yaşıyor hissediyoruz ne acaip" kafalarına girdim. (oğlum da hiç demem konuşurken yazarken nedense çıktı öyle silmedim de) bir de antropolog olarak bunları söylüyor olmak daha da komik geliyor bana. belki de osmancık'ın bana kattığı bir şeydir bu yaşamı sorgulamak bilemiyorum. şimdi de işte böyle yazasım geldi. zaten farkındasınızdır yazamıyorum burada kafam hep kazan gibi. osmancık'ın dışına çıkamıyorum zihin olarak.
bir de buradaki sivrisinekler vakumla çalışıyor. kan toplanıyor ısırdıkları yerler morarıyor ufak ufak çok acayip. sanki ilk defa kan bulmuşlar gibi bir şevkle ısırıyorlar.
neyse işime geri dönmem gerek.
3 Temmuz 2010 Cumartesi
such great heights
aşağıdakileri 2o1o nisan ayı civarlarında yazmışım. buyrun efenim, önden buyurun:
Geçmiş üstüne örttüğün yorgan,
Sadece gecelerini ısıtan.
-----
Keyfin iz sürdüğü
Noktayı keşfedebilmek
olandır önemli.
Keşif ki bu
Sancılı ve acı dolu da olabilir.
Ama bir maceradır,
Ve hayatın bir parçasıdır.
Katlanılması güç
Gözükse bile
Senin içinde olman gerekendir.
Asla kabullenmek değil,
Gerçektir.
------
kısıtlamalarım var kendime.
madem özgürleşince
asıl tutsak sen oluyorsun;
hükmü verdim
en katı kurallar
bu hapishanede.
------
silemediğin geçmiş
elinde hançer olmuş
başkalarına sapladığın.
günahlarınsa
akan kanı.
bu aralar taktığım bir şarkı çalsın, herkes tekrar tekrar dinlesin, http://www.vimeo.com/10618935
Geçmiş üstüne örttüğün yorgan,
Sadece gecelerini ısıtan.
-----
Keyfin iz sürdüğü
Noktayı keşfedebilmek
olandır önemli.
Keşif ki bu
Sancılı ve acı dolu da olabilir.
Ama bir maceradır,
Ve hayatın bir parçasıdır.
Katlanılması güç
Gözükse bile
Senin içinde olman gerekendir.
Asla kabullenmek değil,
Gerçektir.
------
kısıtlamalarım var kendime.
madem özgürleşince
asıl tutsak sen oluyorsun;
hükmü verdim
en katı kurallar
bu hapishanede.
------
silemediğin geçmiş
elinde hançer olmuş
başkalarına sapladığın.
günahlarınsa
akan kanı.
bu aralar taktığım bir şarkı çalsın, herkes tekrar tekrar dinlesin, http://www.vimeo.com/10618935
16 Haziran 2010 Çarşamba
istek-dilek-temenni
Bazen çok takıntılı olduğumu düşünüyorum.
Panik ataklarımdan artık kurtulmak istiyorum.
Gece uyumaya çalışırken aklıma bir şeylerin gelip beni bir daha ağlatmasını istemiyorum.
Gece birde uyanıp karanlıktan korkup, gözümü duvara sabitleyip güneşin doğmasını beklemek de istemiyorum bir daha.
Yürürken kendimle konuşmayı bırakmayı diliyorum.
Sabır konusunda daha tutarlı olmak istiyorum. Ya çok sabırlı, ya da çok sabırsız olmak istemiyorum. Dozunda sabıra sahip olmak temennisindeyim.
Düşündüklerimin, aklımdan her geçenin bir daha olmasını istemiyorum.
Panik ataklarımdan artık kurtulmak istiyorum.
Gece uyumaya çalışırken aklıma bir şeylerin gelip beni bir daha ağlatmasını istemiyorum.
Gece birde uyanıp karanlıktan korkup, gözümü duvara sabitleyip güneşin doğmasını beklemek de istemiyorum bir daha.
Yürürken kendimle konuşmayı bırakmayı diliyorum.
Sabır konusunda daha tutarlı olmak istiyorum. Ya çok sabırlı, ya da çok sabırsız olmak istemiyorum. Dozunda sabıra sahip olmak temennisindeyim.
Düşündüklerimin, aklımdan her geçenin bir daha olmasını istemiyorum.
15 Haziran 2010 Salı
uzaklık seni yakınlaştırabilir de.
Burada yani Çorum, Osmancık'ta hayat oldukça stresten uzak. Hiç bir yere geç kalma ihtimaliniz yok. Gürültü gibi bir derdiniz hiç yok. Belki sıkılabilirsiniz ama Kızılırmak'ın kenarında oturmak bile eğlenceli olabiliyor.
Aslında "naif" olarak bile değerlendirilebilir. İstanbul'dan buraya gelmekse, sanki bir hayali gerçekleştirmek gibi. Ya da bana öyle geldi. Huzur var sanki burada. Evet huzur var çünkü bir oturmuşluk var. Bir adımdan sonraki adımı az çok tahmin edebiliyorsunuz. İstanbul'da ise tam bir kaos her şey. Her an her şey olabilir, olmayabilir de.
13 Haziran 2010 Pazar
Summer Time
Yazdım aslında bir şeyler defterime ama hem vaktim olmuyor hem de çok paylaşmak istemiyorum onları.
Ayın 7'sinden beri Çorum - Osmancık ilçesindeyim. Buraya Sosyal Etki değerlendirmesi araştırması için geldik 4 kişilik bir ekip olarak. Eylül ayına kadar da burada yaşayacağım.
Bu benim için hem bir iş hem de bir sınav.
Ara ara gözlemlerimi, düşündüklerimi yaşadıklarımı buraya da aktarmaya başlayacağım.
Esen kalın :)
Ayın 7'sinden beri Çorum - Osmancık ilçesindeyim. Buraya Sosyal Etki değerlendirmesi araştırması için geldik 4 kişilik bir ekip olarak. Eylül ayına kadar da burada yaşayacağım.
Bu benim için hem bir iş hem de bir sınav.
Ara ara gözlemlerimi, düşündüklerimi yaşadıklarımı buraya da aktarmaya başlayacağım.
Esen kalın :)
8 Haziran 2010 Salı
sandın ki
Ben senden daha üzgünüm.
Hatayı yapan benim çünkü.
Düşünmeden hareket eden de benim.
Sadece isteklerime yönelen de.
İyiyim ben.
Daha da iyi olacağım.
Kırgınım ama.
Çok hem de.
Çünkü susmak artık en büyük erdem değil.
Bu benim tek başıma hissedebileceğim bir şey değildi.
Bir şişe şarap ve bir paket sigara.
Üzgünüm.
Ve asıl ben özür dilerim ama senden değil ondan.
O var olmak isterken ben izin veremedim.
Yapamadım, yapamazdım.
Bilmiyorsun ki bu dünyayı.
Özür dilerim.
Hatayı yapan benim çünkü.
Düşünmeden hareket eden de benim.
Sadece isteklerime yönelen de.
İyiyim ben.
Daha da iyi olacağım.
Kırgınım ama.
Çok hem de.
Çünkü susmak artık en büyük erdem değil.
Bu benim tek başıma hissedebileceğim bir şey değildi.
Bir şişe şarap ve bir paket sigara.
Üzgünüm.
Ve asıl ben özür dilerim ama senden değil ondan.
O var olmak isterken ben izin veremedim.
Yapamadım, yapamazdım.
Bilmiyorsun ki bu dünyayı.
Özür dilerim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
